Her yer toz duman içindeydi. Biraz önce yanımda patlayan bombanın uğultusu hala kulaklarımdaydı. Üstüm tozdan benbeyaz olmuş, ne silahım, ne de gözlüğüm vardı. Daha da kötüsünü kendime geldikten sonra anladım. Beni hiçbir görevde yalnız bırakmayan takım arkadaşlarım, adi teroristler tarafından kaçırılmışlardı. Ama kim ile uğraştıklarının farkında bile değillerdi.Tom Clancy’s Rainbow Six: Vegas, geçtiğimiz günlerde piyasaysa çıktı. Öncelikle Microsoft’un yeni nesil canavarı Xbox 360 da boy gösteren R6: Vegas, fazla zaman kaybetmeden klavye ve farelerimize de kavuştu. Xbox360 versiyonunu görmüş ve bizi harika bir oyunun beklediğinden emindik. Gerek grafikleri, gerekse oynanışa getirdiği devrimsel özellikleri ile hem yeni nesil sıfatını sonuna kadar hak ediyor, hem de serinin en iyi oyunu olduğunu haber veriyordu. Pc lerimizde de aynı oyunu, başka bir konsol faciası olmadan görmek için(Bakınız: Splinter Cell 4) dua ediyorduk. Ve sanırım dualarımız kabul oldu.:)
R6 oyunlarında çok ender gözüken bir olay ile başlıyor oyunumuz; Hikaye. Evet, her ne kadar mantıksız gibi gözükse de, bu güne kadar yapılan, serideki hiçbir oyunda bizi tatmin eden bir hikaye yoktu. Bu ister istemez atmosferi etkilese de, görmezden geldik. Ama Ubisoft eleştirileri duymuş ve dikkate almış olacak ki, oyuncuyu R6 Vegas’ a bağlayacak bir senaryo ile geldi. İncelemenin ilk cümlelerinde gördüğünüz gibi, oyunumuz temelde bir intikam zincirine bağlı. Kontrol ettiğimiz karakterin adı Logan. Her oyunda olduğu gibi tüm silahları ve donanımları sorunsuz ve en iyi şekilde kullanma özelliğine sahip bir lider. Meksika’ da bir operasyon sırasında, yine ilk cümlelerimde bahsettiğim gibi beklenmedik bir olay sonucu takım arkadaşları kaçırılıyor. Her ne kadar intikam ateşi ile yanmakta olan Logan onları kurtarmak istese de, merkezden gelen emir doğrultusunda yeni bir göreve, Vegas’ a gitmek zorunda kalıyor. Ama zaman ve kader, dostları ve düşmanlarını gittiği yeni görevlerde de, Logan ile yüzleştiriyor.
Vegas’taki operasyonlara 2 yeni takım arkadaşı ile başlıyoruz. Bir teknisyen ve bir bomba imha uzmanı(neden tüm zenciler bomba imha uzmanı olur?). Her bölüm kendi içinde 3 veya 4 göreve ayrılmış, hepsini sırayla oynuyoruz. Tüm görevler bittiğinde ise, bizi almaya gelen helikopterimizin yardımı ile diğer bölüme doğru yol alıyoruz. Bu olay, daha doğrusu özellik, Graw’da da karşımıza çıkmıştı. Oyundan kopmadan, hikayeden ayrılmadan karakterlerin göreve nasıl hazırlandıkları, talimatları nasıl aldıkları, verilen ekstra emirler, silah seçimleri vs. her şey gerçek zamanlı olarak bizim kontrolümüzde gerçekleşiyor(Helikopter kullanmak hariç:). Tüm hikaye, ekranımızın sol üst köşesinde belirli zamanlarda gösterilen tv haberleri ve videolar ile destekleniyor. Görev öncesi aldığımız emirler dışında, görev esnasında aldıklarımız da yine aynı yöntem ile, küçük videolar yardımıyla, helikopterdeki güzel bayan dostumuzdan bize iletiliyor.Bildiğiniz gibi, eğer son çıkan R6 Lockdown’ u saymazsak(Ki sayılacak bir oyun değil), serideki diğer oyunlarda göreve başlamadan önce bizi bir taktik ekranı karşılardı. Bu ekrandan operasyonu nasıl gerçekleştireceğimizi ayarlar, gireceğimizi kapılardan, ateş edilecek köşelere kadar her noktayı ayarlardık. Aksiyon daha az, taktik çok daha fazlaydı. Oyun içinde ise hareketlilikten çok bir sessizlik hakim olur, bir merminin bile ölümcül olabileceği korkusu ile kapıları aralardık. R6 Vegas ise neredeyse tüm bu söylediklerim ile çelişen bir oynanışa sahip. Öncelikle taktik ekranı kaldırılmış. Buna önyargılı yaklaşabilirisiniz, ki bende ilk başta aynı düşünceler içindeydim. Oynanış olarak ise sessizliğin yerini koşuşturmalar, susmayan mermi sesleri, para ve oyun makineleri, bağırışmalar almış. Bu söylediklerimle taktiksel bir Max Payne den bahsediyor gibi gözükebilirim. Ama hayır. Ubisoft Montreal ilk olarak Gears Of War’ da karşımıza çıkan ve oynanışı kökünden etkileyen başarılı özelliği, R6 Vegas’ a aynen eklemiş. Bu özelliğin adı ‘Cover’. Cover almak, genel olarak sırtımızı sağlama almak anlamına geliyor. Çok basit bir kullanım ile, farenin sağ tuşuna basılı tuttuğumuzda karakterimiz otomatik olarak uygun bir yere sırtını dayıyor. Bu durumda iken, yaslandığımız yere de bağlı olarak, sağa sola ve yukarı doğru istediğimiz zaman çıkıp ateş edebiliyoruz ve bu bizim hayatımızı kurtaran en önemli nokta oluyor. Cover yapabileceğimiz yerler oldukça çeşitli. Duvarlar, arabalar, dolaplar, oyun makineleri, direkler, kutular vs. İçinde bulunduğunuz duruma göre istediğiniz yeri hızlı ve sorunsuz bir şekilde seçebiliyorsunuz.. İşin en güzel tarafı ise, bu özelliği aynı şekilde takım arkadaşlarınızın da kullanabilmesi. Yine aynı tuş ile(Fare 2) takım arkadaşlarımıza basit emirler verebiliyoruz. Crossair ın olduğu bölgeye gidip saklanmalarını ya da bir kapıyı açıp, içeri girmelerini emir verebiliyoruz. Ayrıca tek tuş ile ‘takip et, bekle’ gibi basit emirler de var. Takım arkadaşlarımıı kadar olmasalar da, düşmanların yapay zekaları da oldukça iyi sayılabilir. Gerektiğinde cover a geçebilir, beklemediğiniz bir anda bomba atabilir yada etrafınızı dolaşıp arkanızdan çıkabilirler.
Grafik ve ses açısından ise. Unreal 3 kullanan R6 Vegas, eğer gerçekten iyi bir ekran kartınız var ise(iyi değil, gerçekten iyi) mükemmel bir görsel şölen sunuyor. Xbox360 versiyonundan aynı şekilde port edilen oyun, grafiksel olarak zirvelerde geziyor. Tabiî ki bunları görebilmek için en azından 3.0 ghz bir işlemciye ve önerilen 1.5 gb ram e ihtiyacınız olacak. Sesler açısından ise neredeyse kusursuz. Özellikle düşmanların kendi aralarında olan konuşmaları sizi oyuna fazlasıyla bağlıyor. Silah sesleri, müzikler ve seslendirmeler, hepsi harika.
Kusursuz olan bir şey varsa, oda yoktur(öh?). Demek istediğim, çok övdüğüm R6 Vegas’ ın da kendine göre eksileri var. Serinin önceki oyunlarında da olduğu gibi, bez bebek(ragdoll) kullanımı yine kötü. Şekilden şekle giren karakterler atmosferi fazlasıyla düşürebiliyor. Bazı grafiksel hatalar yüzünden beklenmedik bir anda duvarın içinden vurulabiliyorsunuz. Bir diğer sevdiğim bug ise yaklaşık 1 metre yükseklikteki duvara yaslı durumdayken, tam arkamda patlayan bombadan en ufak şekilde etkilenmemem. Bu her ne kadar eksi sayılmasa da, gerçekçilik açısından kötü bir durum. Ayrıca böyle bir oyuna quick save koymayan Ubisoft’ a sevgilerimi gönderiyorum.!
Aslında bahsetmediğim çok şey var, ama fazla da uzatmak istemiyorum. İşin özü eğer Xbox360 sahibi şanslı insanlardan değilseniz ve güvendiğiniz bir bilgisayarınız varsa, bu türü sevin ya da sevmeyin, kesinlikle denemeniz gereken bir oyun olmuş. R6: Vegas bu harika dönüşüyle hem serisinin, hem de bu türün en iyi örneği olmayı başarıyor. Herkese iyi oyunlar.:)
Grafik:90
Ses:95
Oynanabilirlik:92
Genel:93

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder