Perşembe, Ocak 25, 2007

Battle for Middle-Earth II - The Rise of the Witch-king

Emre Acar

Platform:PC Tür:RTS Yayıncı:Electronic Arts Yapımcı:Electronic Arts Çıkış Tarihi:Aralık 2006

Yazıya nasıl bir başlangıç yapsam diye düşünüp duruyorum şu anda, en iyisi geçmişe bakıp EA’in daha önceki iki BFME oyununu hatırlayalım. İlk oyun iyi ve kötülerin savaşını konu alıyordu ve hikayesi filmle paralel gidiyordu. (Tabi Boromir’in Miğfer Dibi şavaşında yer alması gibi bazı gariplikler de yok değildi.) İlk oyun LOTR hayranları tarafından oldukça beğenildi ve yapımcı firma oyundan hayli iyi bir miktarda para kazandı. Bu yılın başlarında ise BFME 2 piyasaya sürüldü, bu oyun ise hikaye olarak kuzeyde geçen savaşları konu alıyordu, ayrıca oyun geliştirilmiş, birçok mod eklenmiş ve sıkı strateji seven insanların isteği ile artık binalarımızı istediğimiz yerlere yapabiliyorduk, bu olay oyuna ilk oyundan daha fazla stratejik derinlik katıyordu. EA’in bu oyunu da çok tutulunca firma oyuna bir genişleme paketi hazırladığını duyurdu, işte karşınızda The Rise of the Witch King.

No Man Kill Me

Oyunu anlatmaya başlamadan önce kısaca hikayesine değinmek istiyorum. İkinci Çağ’da 3441 yılında Sauron, elflerin ve insanların yaptıkları son ittifak ile yenilmiş ve güç yüzüğü Gondor Kralı Isildur’a geçmişti. Üçüncü Çağ’da 1050 yılında ise güç yüzüğü kaybolmuş, Sauron gizlice Orta Dünya’ya dönmüş ve Mirkwood’un kenarındaki Dol Guldur’da kendisine bir kale inşa etmişti. 1300 yılında Nazgul yeniden ortaya çıkmış ve Nazgulların Lord’u Witch King kuzeye Eriador’a gidip Angmar adlı krallığı kurmuştur. Oyun da tam bu noktada başlıyor ve tek kişilik senaryo boyunca Angmar birlikleri ile topraklarımızı savunmak ve büyütmek için uğraş veriyoruz. Aslında bu oyunu kötülerle oynamak istemeyenler için üzücü olabilir ama oyunun kötülerin hikayesini anlattığı adından bile belli oluyor. Unutmadan da söyleyeyim oyun toplam 7 yeni bölüm içeriyor. Tek kişilik senaryodaki görevlerde genelde bizden belirli bir süre içinde gelişmemiz ve daha sonra saldırmamız isteniyor, veya aynı şekilde belirli bir süre geçtikten sonra düşman bize tüm gücüyle saldırıyor, yani anlayacağınız çok farklı görevler beklemeseniz iyi edersiniz ve bana göre bu görevler oldukça sıkıcı olarak hazırlanmışlar. Ama kırılmış Palantir kristallerini düşmanlardan önce toplama görevi gibi çok eğlenceli görevler de var. O görevde ilk önce gelişiyorsunuz daha sonra ise düşman size saldırıyor, düşmanla savaşırken bir yandan da kristal parçalarını düşmandan önce toplamaya çalışıyorsunuz. Oyundaki görevleri en yüksek zorluk seviyesinde oynuyorsanız insanı bayağı zorluyor, birkaç görevi bitirebilmek için en başından başlamak zorunda kaldım, rahatlıkla söyleyebilirim ki bu oyunun görevleri ikinci oyunun görevlerinden hayli zor olarak hazırlanmış, tabi bunda oyunun kısa olmasından dolayı zorluğun arttırılmış olma ihtimali gözden kaçmıyor.

Yeni Bir Genişleme Paketi, Yeni Birimler

Her genişleme paketi gibi The Rise of the Witch King de orjinal oyuna birkaç ekleme yapıyor. (Bu arada oyunu oynayabilmeniz için BFME 2 oyununa sahip olmanız gerekiyor.) Ama baştan söyleyeyim bu oyunu oynarken ikinci oyunu oynarkenki zevki alamayacaksınız. Neyse lafı uzatmadan genişleme paketinin getirdiği yeniliklere bakalım; ilk olarak oyuna Angmar ırkı ekleniyor. Bu ırkın Witch King, Rogash, Morgomir, Karsh ve Hwalder olmak üzere beş tane kahramanı var. Ayrıca sırf Angmar için 9 tane yeni özel güç geliyor. (Favori büyüm ortaya koskocaman bir kurt çıkaran büyü oldu, bu kurt güç olarak neredeyse Balrog ile eş değerde). Kısaca Angmar ırkından bahsetmek gerekirse; bu ırk çoğunlukla Troll ve kurtlu birimlerden oluşuyor, ayrıca bu ırktaki favori birimim Thrall Masters oldu, bu birim tek başına dolaşıyor, istediğiniz zaman ise yanına 4 tane ünite çağırabiliyor, bunu birazcık açayım; diyelim karşınıza atlı bir ordu geliyor hemen yanınıza mızraklı adamları çağırıyorsunuz, eğer karşınızdan okçu birlik geliyorsa kurt binicilerini çağırıyorsunuz, ama çağırdığınız bu birimleri tekrardan değiştirebilme gibi bir seçeneğiniz yok. Bu gibi stratejiler oyunu oynarken çok eğlenceli olabiliyor. Bir diğer sevdiğim birim ise Sorcerers oldu, bu birim de çok güçlü büyüler yapıp düşmana kök söktürebiliyor. Angmar’ın çok güçlü bir ırk olduğunu söylemem lazım. Ama bu ırkın da diğer kötü ırklardan öyle çok büyük bir farkı yok, bana göre BFME’nin eksikliği de bu, yani ırklar sadece görünüş olarak birbirinden farklılar aralarında oynanış açısından bariz bir fark yok. Genişleme paketinde, Angmar ırkının dışında diğer ırklara da birkaç yeni birim ve bina eklenmiş, ama bana genel olarak kötü ırklara biraz daha fazla özen gösterilmiş gibi geldi, yani Mordor’a üç yeni birim eklenirken, Dwarfs’a sadece bir tane yeni birim eklenmiş. Create A Hero bölümüne ise Olog-hai isminde yeni bir troll sınıfı eklenmiş ve eski sınıflar için de yeni giysiler, yeni büyüler ve yeni özellikler eklenmiş. Ama şu soruyu sormadan da geçemeyeceğim bir RTS oyununda buna çok mu gerek var?

One Ring To Rule Them All

Oyunda belki de en çok geliştirilen mod tüm toprakları ele geçirmeye çalıştığımız sıra tabanlı War of the Ring modu olmuş. İlk olarak bu moda iki yeni tarihi senaryo eklenmiş ve modu istersek artık yüzük kahramanları olmadan da oynayabiliyoruz. Ayrıca artık kahramanlarımız dost topraklardaysa iki kere hareket edebiliyorlar. Geldik iki en önemli özelliğe, eğer kahramanlarımızı bir savaşta kaybedersek bir daha oyuna dönmüyorlar bu da oyunu daha stratejik ve dikkatli oynamamızı sağlıyor. Bir diğer özellik ise savaş alanında ürettiğimiz birimler stratejik haritaya da taşınıyorlar. Bu da oyunu daha gerçekçi kılıyor. Bana göre bu modun en büyük eksiği deniz savaşlarının olmaması, deniz savaşları da olsa gerçekten de çok güzel olabilirdi. Tabi War of the Ring’in diğer bir eksisi ise yapay zeka. Yapay zeka genelde çok garip hareket ediyor, mesela yaşadığım olayları sizinle paylaşayım hemen; birçok kez düşman bana karşı sadece bir kahraman ile saldırdı ve öldürdüm düşmanın kahramanını, başka bir seferde ise en büyük şehrime düşman az sayıda birimle saldırdı ve onlar da geri püskürtüldü, anlattıklarım komik gelebilir ama oyunda bu tür hatalara rastlamak inanın insanı çileden çıkarabiliyor. Yani yapımcı firmanın bu gibi hataları görmemesi çok garip, oyunu hiç mi test etmeden piyasaya sürüyorlar, anlamıyorum. (Yazımı yazarken oyunun 1.01 yamasının hazırlandığı haberini öğrendim, oyundaki denge ve yapay zeka problemleri bu yama ile birlikte düzeltilecekmiş.) İşin garibi Skirmish modundaki yapay zeka ise çok iyi olarak hazırlanmış yani en azından ikinci oyundan daha geliştirilmiş olarak karşımıza çıkıyor. Düşman saldırıya hemen geçiyor, eğer başaramazsa başka yollar deniyor, zaman zaman vurkaç taktiği uyguluyor. Eğer oyunu en zor seviyede oynuyorsanız vay halinize. İlk oyunlardaki savunup savunup, saldırma taktiğini ise unutun derim ben size. Hemen birkaç eklenti daha yapayım, bu oyunda da yapay zeka diğer BFME oyunlarındaki gibi özel güçleri çok fazla kullanamıyor, EA bu işi bir beceremedi gitti. Siz düşmana tüm özel güçlerle saldırırken düşman birkaç özel güç kullanıyor. Eğer oyundan daha çok zevk almak istiyorsanız oyunu çoklu oyuncu modunda oynayın, bir insana karşı oynarsanız oyunun güzelliğini fark ediyorsunuz. Aklıma gelmişken şunu da belirteyim oyunda duvar falan örmenize gerek yok, zaten kuşatma silahları bir veya iki vuruşta duvarınızı darmadağın ediyorlar, size tavsiyem atlı birlikler bulundurmanız ve vurkaç taktiği ile bu kuşatma silahlarını hızlıca yok etmeniz. Oyunun oynanışı ikinci oyun ile aynı, zaten bir genişleme paketinden oynanış açısından bir değişiklik beklemek yanlış olur. Ama ikinci oyunun 1.06 yaması ile oyuna gelen ırklar arası denge, bu oyunda yeniden bozulmuş, yani EA’in 1.06 yamasından sonra çıkan bu oyunda denge sağlayamaması beni açıkcası üzdü, sanki o yamayı görmezden gelmişler. Kahramanların ise güçleri düşürülmüş, buna sevindim diyebilirim, çünkü eskiden 3 kahramanla tüm orduları devirebiliyordunuz. Bu da oyuna stratejik etmenler sağlayan nedenlerden biri olmuş.

Grafik ve ses olarak oyun ikinci oyunla hemen hemen aynı olarak hazırlanmış, ama tabi oyuna birkaç yeni efekt eklenmiş. Bir de oyun, makinemde ikinci oyuna göre daha hızlı çalıştı, EA’in oyunu optimize ettiği açıkça belli oluyor. Oyunu rahat oynamak için P4 2.0 Ghz, Nvidia GeForce 6600, 512 MB DDR Ram’lik bir makina yeterli oluyor. Tabi büyük savaşlarda zaman zaman yavaşlamalar yaşayabilirsiniz. Oyunun sesleri ve müzikleri gene mükemmel denilebilecek kalitede, zaten oyunu oynarken filmdeki müziklerin aynısını duyuyorsunuz. Witch King’in sesi ise çok güzel ve karizmatik yapılmış, tam olarak karakterine uyuyor. (Hala bu karakterin bir kadın tarafından nasıl öldürüldüğüne yanıp durarım.)

Alsak Mı, Yoksa Yok Mu Saysak?

Geldik oyun hakkındaki son sözlerime, EA Los Angeles gerçekten de iyi bir iş çıkarmış, ikinci oyuna yeni eklemeler ve oyundaki bazı hataların düzeltilmesi gerçekten de insanı sevindiriyor. Tek kişilik senaryo ise zaman zaman insanı sıksa da, yine de eğlenceli. Ama yazıda belirttiğim gibi Angmar ırkı diğer kötü ırklardan çok da farklı bir ırk değil. Aynı zamanda bazı küçük hatalar var, bu hataların çıkacak yamalarla düzeltileceğini umuyorum. Oyuna yeni eklenen çoklu oyuncu özellikleri ise oyunun oynanma süresini uzatıyor. Ama geçen ay piyasaya çıkan Dawn of War’ın genişleme paketini gördükten sonra bu genişleme paketi benim çok da hoşuma gitmedi, ha buradan bu paketin kötü olduğu kanısına varmayın, bu paketi BFME 2’ye sahip olanlara ve Yüzüklerin Efendisi hayranlarına rahatlıkla önerebilirim. Ama elinizde BFME 2 yoksa size bu oyun yerine Company of Heroes veya Warhammer 40,000 Dawn of War: Dark Crusade’ı öneririm. EA bu seriden iyi para kazandı, inşallah Mart ayında çıkacak Command & Conquer 3: Tiberium Wars beklediğimize değer ve eski C&C’ların tadını bu oyundan alırız.(Şu sıralar Westwood’u özlemiyor değilim). Bir yazının daha sonuna geldik, şimdi gidip Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin uzatılmış versiyonunu tekrardan izleyeyim. Herkese iyi oyunlar. :)

Grafik:78
Ses:79
Oynanabilirlik:79
Genel Puan:79

Tom Clancy’s Rainbow Six: Vegas

Eray Uygun

Platform:PC Tür:Taktik-FPS Yayıncı:Ubisoft Yapımcı:Ubisoft Montreal Çıkış Tarihi:Aralık 2006

Her yer toz duman içindeydi. Biraz önce yanımda patlayan bombanın uğultusu hala kulaklarımdaydı. Üstüm tozdan benbeyaz olmuş, ne silahım, ne de gözlüğüm vardı. Daha da kötüsünü kendime geldikten sonra anladım. Beni hiçbir görevde yalnız bırakmayan takım arkadaşlarım, adi teroristler tarafından kaçırılmışlardı. Ama kim ile uğraştıklarının farkında bile değillerdi.

Tom Clancy’s Rainbow Six: Vegas, geçtiğimiz günlerde piyasaysa çıktı. Öncelikle Microsoft’un yeni nesil canavarı Xbox 360 da boy gösteren R6: Vegas, fazla zaman kaybetmeden klavye ve farelerimize de kavuştu. Xbox360 versiyonunu görmüş ve bizi harika bir oyunun beklediğinden emindik. Gerek grafikleri, gerekse oynanışa getirdiği devrimsel özellikleri ile hem yeni nesil sıfatını sonuna kadar hak ediyor, hem de serinin en iyi oyunu olduğunu haber veriyordu. Pc lerimizde de aynı oyunu, başka bir konsol faciası olmadan görmek için(Bakınız: Splinter Cell 4) dua ediyorduk. Ve sanırım dualarımız kabul oldu.:)

R6 oyunlarında çok ender gözüken bir olay ile başlıyor oyunumuz; Hikaye. Evet, her ne kadar mantıksız gibi gözükse de, bu güne kadar yapılan, serideki hiçbir oyunda bizi tatmin eden bir hikaye yoktu. Bu ister istemez atmosferi etkilese de, görmezden geldik. Ama Ubisoft eleştirileri duymuş ve dikkate almış olacak ki, oyuncuyu R6 Vegas’ a bağlayacak bir senaryo ile geldi. İncelemenin ilk cümlelerinde gördüğünüz gibi, oyunumuz temelde bir intikam zincirine bağlı. Kontrol ettiğimiz karakterin adı Logan. Her oyunda olduğu gibi tüm silahları ve donanımları sorunsuz ve en iyi şekilde kullanma özelliğine sahip bir lider. Meksika’ da bir operasyon sırasında, yine ilk cümlelerimde bahsettiğim gibi beklenmedik bir olay sonucu takım arkadaşları kaçırılıyor. Her ne kadar intikam ateşi ile yanmakta olan Logan onları kurtarmak istese de, merkezden gelen emir doğrultusunda yeni bir göreve, Vegas’ a gitmek zorunda kalıyor. Ama zaman ve kader, dostları ve düşmanlarını gittiği yeni görevlerde de, Logan ile yüzleştiriyor.

Vegas’taki operasyonlara 2 yeni takım arkadaşı ile başlıyoruz. Bir teknisyen ve bir bomba imha uzmanı(neden tüm zenciler bomba imha uzmanı olur?). Her bölüm kendi içinde 3 veya 4 göreve ayrılmış, hepsini sırayla oynuyoruz. Tüm görevler bittiğinde ise, bizi almaya gelen helikopterimizin yardımı ile diğer bölüme doğru yol alıyoruz. Bu olay, daha doğrusu özellik, Graw’da da karşımıza çıkmıştı. Oyundan kopmadan, hikayeden ayrılmadan karakterlerin göreve nasıl hazırlandıkları, talimatları nasıl aldıkları, verilen ekstra emirler, silah seçimleri vs. her şey gerçek zamanlı olarak bizim kontrolümüzde gerçekleşiyor(Helikopter kullanmak hariç:). Tüm hikaye, ekranımızın sol üst köşesinde belirli zamanlarda gösterilen tv haberleri ve videolar ile destekleniyor. Görev öncesi aldığımız emirler dışında, görev esnasında aldıklarımız da yine aynı yöntem ile, küçük videolar yardımıyla, helikopterdeki güzel bayan dostumuzdan bize iletiliyor.

Bildiğiniz gibi, eğer son çıkan R6 Lockdown’ u saymazsak(Ki sayılacak bir oyun değil), serideki diğer oyunlarda göreve başlamadan önce bizi bir taktik ekranı karşılardı. Bu ekrandan operasyonu nasıl gerçekleştireceğimizi ayarlar, gireceğimizi kapılardan, ateş edilecek köşelere kadar her noktayı ayarlardık. Aksiyon daha az, taktik çok daha fazlaydı. Oyun içinde ise hareketlilikten çok bir sessizlik hakim olur, bir merminin bile ölümcül olabileceği korkusu ile kapıları aralardık. R6 Vegas ise neredeyse tüm bu söylediklerim ile çelişen bir oynanışa sahip. Öncelikle taktik ekranı kaldırılmış. Buna önyargılı yaklaşabilirisiniz, ki bende ilk başta aynı düşünceler içindeydim. Oynanış olarak ise sessizliğin yerini koşuşturmalar, susmayan mermi sesleri, para ve oyun makineleri, bağırışmalar almış. Bu söylediklerimle taktiksel bir Max Payne den bahsediyor gibi gözükebilirim. Ama hayır. Ubisoft Montreal ilk olarak Gears Of War’ da karşımıza çıkan ve oynanışı kökünden etkileyen başarılı özelliği, R6 Vegas’ a aynen eklemiş. Bu özelliğin adı ‘Cover’. Cover almak, genel olarak sırtımızı sağlama almak anlamına geliyor. Çok basit bir kullanım ile, farenin sağ tuşuna basılı tuttuğumuzda karakterimiz otomatik olarak uygun bir yere sırtını dayıyor. Bu durumda iken, yaslandığımız yere de bağlı olarak, sağa sola ve yukarı doğru istediğimiz zaman çıkıp ateş edebiliyoruz ve bu bizim hayatımızı kurtaran en önemli nokta oluyor. Cover yapabileceğimiz yerler oldukça çeşitli. Duvarlar, arabalar, dolaplar, oyun makineleri, direkler, kutular vs. İçinde bulunduğunuz duruma göre istediğiniz yeri hızlı ve sorunsuz bir şekilde seçebiliyorsunuz.. İşin en güzel tarafı ise, bu özelliği aynı şekilde takım arkadaşlarınızın da kullanabilmesi. Yine aynı tuş ile(Fare 2) takım arkadaşlarımıza basit emirler verebiliyoruz. Crossair ın olduğu bölgeye gidip saklanmalarını ya da bir kapıyı açıp, içeri girmelerini emir verebiliyoruz. Ayrıca tek tuş ile ‘takip et, bekle’ gibi basit emirler de var. Takım arkadaşlarımıı kadar olmasalar da, düşmanların yapay zekaları da oldukça iyi sayılabilir. Gerektiğinde cover a geçebilir, beklemediğiniz bir anda bomba atabilir yada etrafınızı dolaşıp arkanızdan çıkabilirler.

Grafik ve ses açısından ise. Unreal 3 kullanan R6 Vegas, eğer gerçekten iyi bir ekran kartınız var ise(iyi değil, gerçekten iyi) mükemmel bir görsel şölen sunuyor. Xbox360 versiyonundan aynı şekilde port edilen oyun, grafiksel olarak zirvelerde geziyor. Tabiî ki bunları görebilmek için en azından 3.0 ghz bir işlemciye ve önerilen 1.5 gb ram e ihtiyacınız olacak. Sesler açısından ise neredeyse kusursuz. Özellikle düşmanların kendi aralarında olan konuşmaları sizi oyuna fazlasıyla bağlıyor. Silah sesleri, müzikler ve seslendirmeler, hepsi harika.

Kusursuz olan bir şey varsa, oda yoktur(öh?). Demek istediğim, çok övdüğüm R6 Vegas’ ın da kendine göre eksileri var. Serinin önceki oyunlarında da olduğu gibi, bez bebek(ragdoll) kullanımı yine kötü. Şekilden şekle giren karakterler atmosferi fazlasıyla düşürebiliyor. Bazı grafiksel hatalar yüzünden beklenmedik bir anda duvarın içinden vurulabiliyorsunuz. Bir diğer sevdiğim bug ise yaklaşık 1 metre yükseklikteki duvara yaslı durumdayken, tam arkamda patlayan bombadan en ufak şekilde etkilenmemem. Bu her ne kadar eksi sayılmasa da, gerçekçilik açısından kötü bir durum. Ayrıca böyle bir oyuna quick save koymayan Ubisoft’ a sevgilerimi gönderiyorum.!

Aslında bahsetmediğim çok şey var, ama fazla da uzatmak istemiyorum. İşin özü eğer Xbox360 sahibi şanslı insanlardan değilseniz ve güvendiğiniz bir bilgisayarınız varsa, bu türü sevin ya da sevmeyin, kesinlikle denemeniz gereken bir oyun olmuş. R6: Vegas bu harika dönüşüyle hem serisinin, hem de bu türün en iyi örneği olmayı başarıyor. Herkese iyi oyunlar.:)

Grafik:90
Ses:95
Oynanabilirlik:92
Genel:93

Marvel: Ultimate Alliance

Emre Acar

Platform:PC Tür:Aksiyon-RPG Yayıncı:Activision Yapımcı:Raven Software Çıkış Tarihi:Kasım 2006

Çocukluğumda tüm yaşıtlarım gibi ben de Marvel’in çizgi romanlarını okuyarak ve çizgi filmlerini izleyerek büyüdüm, o çizgi romanlardaki karakterlere özendim ve onlar gibi olmaya çalıştım. Zaten kim çocukluğunda Spider Man, Fantastic 4 ve The Hulk’ın çizgi filmlerini izleyip de onlara özenmemiştir ki? Büyüdükçe ise Marvel evreninin ne kadar geniş bir evren olduğunu ve benim bu evren hakkında bildiklerimin ise anca koca okyanusta küçük bir damla olduğunu anladım. (Evet, sadece Spider Man, Fantastic 4 ve The Hulk’ı biliyordum.) Tabi zamanla aşağı yukarı tüm Marvel karakterlerini ve hikayelerini öğrendim. Marvel ise gün geçtikçe ününe ün katmaya devam etti ve çizgi romanları teker teker beyaz perdeye uyarlanmaya başladı. Kimi film çok başarılı olurken kimisi ise bekleneni veremedi. Marvel kahramanları artık 2 boyutlu olmaktan kurtulmuş ve beyaz perdeyi keşfetmişlerdi. Tabi bu da yetmedi ve Marvel evrenini kapsayan birçok bilgisayar oyunu yapıldı, ama çoğu oyun sırf reklam amaçlı yapıldığı için başarılı olamadı, ta ki X-Men Legends gelene kadar... 2004 yılında Raven Software PS2 platformu için piyasaya sürdüğü X-Men Legends ile herkesi şaşırttı. Çünkü yıllar boyu FPS oyunları ile tanıdığımız Raven Software karşımıza aksiyon-RPG oyunu ile çıkmıştı, oyun Diablo vari bir oynanışa sahipti ama karakterlerimizin hareketlerini ve dövüşünü biz kontrol ediyorduk. Oyun oldukça tutuldu ve geçtimiz sene ise devam oyunu X-Men Legends: Rise of Apocalpyse piyasaya sürüldü, bu oyunun da ilk oyundan aşağı kalır yanı yoktu ve sevilip oynandı. Bu iki oyun ile tüm Marvel ve X-Men hayranları mest olmuştu. Bunun ardından geçen sene Raven Software, tüm Marvel evrenini kapsayacak bir oyun üzerinde çalıştıklarını açıkladılar, evet karşınızda Marvel: Ultimate Alliance.

Whose Side Are You On?

Oyunu anlatmaya geçmeden önce şunu belirtmek istiyorum, oyun henüz piyasaya sürülmemişken oyundan oldukça kuşkuluydum, çünkü yayınlanan videoların X-Men Legends oyunundan hiçbir farkı yoktu, sadece yeni karakterler eklenmiş ve oynanış aynı gibime geliyordu, neyse ki Raven Software beni yanılttı ve oyunu oldukça beğendim. Oyun, Dr. Doom’un S.H.I.E.L.D.’ın uçak gemisine saldırmasıyla başlıyor ve S.H.I.E.L.D.’in yöneticisi Nick Furry bu saldırıya karşılık vermek için en yakındaki süper kahramanları çağırıyor, ama neden Dr. Doom’un böyle bir işe kalkıştığını ve süper kahramanlara saldırdığını anlayamıyoruz, tek yapmamız gereken helikopteri kurtarmak ve soruların cevaplarını sonraya bırakmak. Oyunda ilerledikçe anlıyoruz ki Dr. Doom, Mandarin, Mephisto, Loki, Galactus’un da aralarında yer aldığı tüm kötüleri bir araya toplayarak Masters of Evil adında bir grup kurmuş ve amacı tüm gücünü toplayarak dünyayı ele geçirmek. Oyun boyunca Atlantis, Mandarin’in Sarayı, Dr. Doom’un Latverian şatosu gibi Marvel evrenin birçok yerinde savaşıp Dr. Doom’un kötü emellerine ulaşmasını engellemeye çalışıyoruz.

Oyuna Spider Man, Thor, Wolverine ve Captain America dörtlüsü ile başlıyoruz, bölümlerde ilerledikçe ise kendi kahramanlarımızı seçebilme imkanı bize sunuluyor. İlk başta açık olan 18 kahramandan seçimimizi yapabiliyoruz. Bu kahramanlar arasında Iron Man, Fantastic 4 ve X-Men karakterleri gibi tanıdık isimlerin yanı sıra daha çok çizgi romanlarda adı geçen Spider Woman, Luke Cage ve Deadpool gibi kahramanlar da yer alıyor. Oyun boyunca ilerledikçe ise Daredevil, Dr. Strange, Ghost Rider ve Silver Surfer gibi kahramanlar açılıyor. Kahramanların oyun içindeki konuşmaları kişiliklerini yansıtıyor, Spider Man herşey ile dalga geçerken, Wolverine genellikle kızgın bir halde polemiklere giriyor. Ama şunu belirtmemde fayda var, oyundaki kahramanlar dengeli olarak hazırlanmamışlar, Wolverine çok güçlü iken Spider Woman onun yanında çok güçsüz kalabiliyor. (Aslında bir bakıma da gerçekçi) Bu da en güçlü kahramanlara saplanıp oynamanıza yol açıyor, kendi adıma konuşayım oyunu Wolverine, Spider Man, Storm ve Human Torch dörtlüsü ile bitirdim. Şunu söyleyebilirim ki bu dörtlü oyunun en güçlü dörtlüsü, tabi herkesin oynayışı farklıdır ama genel anlamda bu karakterler oldukça güçlü yapılmışlar.

Kahramanlarım Buraya Gelin Bakayım

Oyun, oynanış açısından Diablo, Sacred ve X-Men Legends oyunlarına oldukça benziyor, eğer bu oyunlar gibi Hack & Slash türünde oyunları oynadıysanız oyuna rahatça alışabilirsiniz, oymadıysanız bile oyuna alışmanız öyle pek uzun sürmüyor. Oyun boyunca 4 kahramandan oluşan bir takımı yönetiyoruz. W, A, S, D tuşları ile karakterimizi yönetirken, numerik tuşlar ile karşımıza sürüyle gelen düşmanları alt etmeye çalışıyoruz, yön tuşları ile de takımımızdaki 4 karakterden birini seçebiliyoruz. Oyun klavye ile gayet rahat oynansa da bu oyunu Gamepad kullanarak daha kolay oynayabilirsiniz, çünkü zaman zaman tuşlara basmaktan parmaklarınıza ağrılar girebiliyor. Unutmadan şunu da ekleyim, C tuşuna basarak takımınıza yapmaları gerekenleri söyleyebilirsiniz.

Karşımızdaki düşmanları bir çok kombo yaparak ve kahramanlarımızın özel güçlerini kullanarak öldürebiliyoruz ve bu sayede yetenek puanları topluyoruz. Özel güçlerin kullanımı X-Men Legends 2’ye göre hayli yol kat etmiş gözüküyor, eğer X-Men Legends 2 oynadıysanız hatırlayacağınız üzere özel güç tuşuna bastığınız zaman hareketin gerçekleşmesini beklerdiniz, bu oyunda ise özel gücünüzü istediğiniz gibi yönetebiliyorsunuz. Örnek vermek gerekirse, özel güç tuşuna ne kadar basılı tutarsanız o kadar güçlü bir vuruş gerçekleştiriyorsunuz. Oyunun sonuna kadar binlerce düşman öldürüyorsunuz ama bu insanı hiç sıkmıyor, dövüşler çok zevkli olarak hazırlanmış. Zaman zaman düşmanlarımızdan ve etrafta kırdığımız eşyalardan (Evet, oyundaki birçok eşya kırılabiliyor, sık sık bu eşyaları kırmaya özen gösterin oldukça iyi malzemeler çıkabiliyor.) birçok malzeme ve en önemlisi para çıkabiliyor. Bu malzemeleri karakter ekranına girip karakterimize giydirebiliyoruz. Aynı ekrandan, yetenek puanlarımız arttıkça ve seviye atladıkça kahramanlarımızın özelliklerini arttırabiliyoruz. Tabi eğer aksiyon içinde bununla uğraşamam diyorsanız oyunun bunu otomatik olarak yapmasını sağlayabilirsiniz, ama bunu pek tavsiye etmiyorum. Sonuçta bu bir aksiyon-RPG oyunu ve karakterlerinizle sizin ilgilenmeniz yararınıza olacaktır. Aynı zamanda kahramanınızın bir özelliğini arttırdığınız zaman geri dönüş yapamıyorsunuz puanlarınızı kullanırken dikkatli davranmaya çalışın. Tüm bunların yanında, karakter geliştirme ekranı daha kapsamlı yapılabilirdi gibime geliyor, herhalde oyunun aksiyon özellikleri çok bastığı için pek detaya girmemişler.

Sadece X-Men Yerine Tüm Marvel Kahramanları

Her kahramanın kendine özel 8 veya daha fazla sayıda güçleri bulunmakta, Spider Man ağ atabiliyor ve düşmanlarını ağ ile sarabiliyor, Ice Man buz atarak düşmanlarını dondurabiliyor, Human Torch ile düşmanlarınızı yakabiliyorsunuz, seviye atladıkça bu özel güçleri de güçlendirebiliyorsunuz. Bu özelliklerinden dolayı oyundaki karakterlerin farklılıkları oldukça hissediliyor, oyunu bitirseniz bile daha yüksek zorluk seviyelerinde farklı karakterlerle oynamak istiyorsunuz. Ayrıca oyunun içine birçok ekstra materyal yerleştirilmiş, kahramanların heykelciklerini ve çizgi romanlarını bularak oyundaki birçok yapım aşaması görüntüsü, çizgi roman kapakları, video, vb... şeyleri açabiliyoruz. Bir de oyuna her kahraman için bir disk eklenmiş, eğer bunları bulabilirseniz, kahramanların ekstra görevleri açılıyor ve bu görevleri yapabiliyorsunuz. Hatta oyundaki ana merkezlerinizde bir nevi quiz oyunu bile var, size Marvel evreninden sorular soruluyor ve siz soruları bildikçe yetenek puanları kazanıyorsunuz.

Oyunu kayıt etmek veya takımınızı değiştirebilmeniz için S.H.I.E.L.D. logosu olan yerlere gelmeniz gerekiyor. Her kahramanın 3 adet kendine özel giysisi bulunmakta, ilk başta açık olmayan bu giysiler hangi karakterle oynarsanız onun için teker teker açılmaya başlıyor. Karakter ekranından değiştirebileceğiniz bu kostümler gerçekten de çok güzel yapılmışlar, Spider Man’ın kostümlerine bayıldığımı söylemeden geçemeyeceğim. (Spider Man hayranı gibi mi gözüküyorum?) Ayrıca kostümler sadece göstermelik olarak da yapılmamışlar, etraftan topladığınız paralarla kostümlerin özelliklerini arttırıp geliştirebiliyorsunuz. Kimi kostüm vuruş gücünüzü ve savunmanızı arttırırken kimi kostüm ise sağlığınızı arttırabiliyor. Siz, oynayış taktiğinize göre istediğiniz kostümü giyip onu geliştirebiliyorsunuz. Oyunda kendi süper takımınızı da yaratabiliyorsunuz, takımınızın logosunu ve ikonunu seçtikten sonra 4 kahramınınızı seçiyorsunuz ve bunu yaptıktan sonra oyunu en az takımdaki 3 karakterle oynamanız gerekiyor. Bu sayede takım yetenek puanları kazanıyorsunuz ve yetenekler eşit olarak dağıtılıyor. Hayli güzel bir özellik olsa da bu kadar çok karakterin olduğu bir oyunu aynı 3 kişiye takılarak oynamak pek iyi olmuyor. Ayrıca aklınıza şöyle bir soru gelebilir, oyunun başından beri hiç oynamadığımız kahramanlar ne oluyor? O kahramanlarla oynamasanız bile onların da seviyesi sizin oynadığınız kahramanınızın seviyesinden bir düşük olarak artıyor. Bu da ileride onları oynanabilir kılıyor, güzel olarak düşünülmüş bir özellik.

Bir Oyunda da Bölüm Sonu Yaratıkları Olmasa?

Takımımızın yapay zekası X-Men Legends 2 oyununa göre iyi olsa da zaman zaman saçmalıklar olabiliyor, siz düşmanlarla boğuşurken onlar başka yerlerde başka işlerle uğraşabiliyorlar. Düşmanlarınızın yapay zekası da oyuncuya odaklı olarak hazırlanmış, takım arkadaşlarınız yerine genelde size saldırmayı seçiyorlar ve sizin boş anınızı kolluyorlar, yani düşmanların yapay zekası genel olarak iyi hazırlanmış denilebilir. X-Men Legends 2’de bulunan sağlık ve güç şişeleri ise bu oyunda kaldırılmış, iyi de olmuş. X-Men Legends 2’de yan kahramanlarımız bunları su sanıp içiyorlardı ve sonunda bize birşey kalmıyordu. Bu oyunda ise Devil May Cry veya Onimusha gibi oyunlardan tanıyacağımız bir özellik eklenmiş. Artık düşmanlarımızı öldürdükçe onlardan sağlık veya güç küreleri düşüyor. Bu küreler otomatik olarak kahramanımız tarafından emiliyor, eğer kahramanımızın gücü ve sağlığı dolu ise takım arkadaşlarımız arasında paylaşılıyor.

Devil May Cry ve Onimusha dedik, şimdi de God of War’a geçelim. Evet, oyundaki birçok bölüm sonu yaratığını aynı God of War oyununda olduğu gibi doğru tuşa doğru zamanda basarak öldürüyoruz. Bu tür ayrıntılar eklenmesi durmadan kombolar yapıp adam öldürdüğümüz bir oyunda gerçekten de iyi geliyor, insan biraz nefes alıyor.(Ne çok mu zor bunlar?) Ayrıca oyundaki bomba durdurma görevleri de bu şekilde yapılmış. Zaten oldum olası bu doğru zamanda doğru tuşa basma küçük oyunlarını sevmişimdir. Oyuna bazı bulmacalar da eklenmiş ama bunlar iyi olmaktan oldukça uzaklar. Bir kolonu ileri veya geri çekmekten, bazı reaktörleri patlatmaktan ileri gidemiyorlar. Yani madem böyle sıradan bulmacalar yapacaktınız bari hiç yapmasaydınız da aksiyonu bölmeseydiniz.

Bu Oyun Co-Op Oynanır

Oyun internet üzerinden veya tek bilgisayar üzerinden Gamepad ile kapsamlı bir Co-Op özelliğine sahip, en fazla 4 kişiye destek veren Co-Op modu sayesinde oyunun ana senaryosunu arkadaşlarınızla birlikte oynayarak bitirebiliyorsunuz. Tüm takımdaki karakterlerin insanlar tarafından yönetilmesi oyunun zevkini oldukça arttırıyor. Ama herkes kendi geliştirdiği karakterini online oyuna sokamıyor, sadece oyunu kuran kişinin kahramanları ile oynayabiliyorsunuz. Ayrıca Co-Op oyunu kayıt edip sonradan kendi başınıza da devam edebiliyorsunuz. Eğer oyuna sahipseniz bir kere olsun online olarak oynamanızı şiddetle tavsiye ediyorum, oldukça zevk alacaksınız.

Teknik Problemler İçin Mr. Fantastic’i Arıyoruz

Grafik açısından oyunu inceleyecek olursak, oyunun grafiklerinin oldukça iyi olduğunu görüyoruz. Oyunda kullanılan efektler, özellikle özel güçlerin efektleri ve karakterlerin modellemeleri oldukça iyi hazırlanmış, hatta X-Men Legends’de karakterlerde bulunan çizgi filmsi yapı yerini gerçekçi hazırlanmış karakterlere bırakmış ama hikayede yeri olmayan ve çevrede gezinen bazı NPC’lerin modellemeleri çok baştan savma yapılmış, bu da gözünüzü tırmalıyor. Buna, bana göre daha fazla özen gösterilmeliydi. Ayrıca çevre birimlerin ve bazı duvarların yıkılabilir olması oyunun atmosferine katkı sağlıyor. Oyunun sistem ihtiyaçları da öyle yüksek değil, Intel P4 2.0 Ghz, ATI Radeon 9600, 512 MB DDR Ram’lik bir bilgisayar ile oyunu rahatça oynayabilirsiniz, ta ki ayarlardan Advanced Lighting özelliğini açana kadar... Ben, Intel P4 2.8 Ghz, Nvidia 7800 GS, 1 GB DDR Ram’e sahip kendi bilgisayarımda bile bu özelliği açarak oyundan oynanabilecek derecede bir performans alamadım. Bu özelliği açınca ise oyun tamamen değişiyor sanki kendizi başka bir oyun oynarken buluyorsunuz. Oyunu bu derecede değiştiren bu özelliğin bana göre daha iyi bir şekilde oyuna eklenmesi ve optimizasyonunun yapılması gerekirdi. Çünkü oyunu o grafiklerle görünce bir daha eski hali ile oynayasınız gelmiyor.

Sesler ve müziklere gelecek olursak, oyunda kullanılan ses efektlerini beğendiğimi söyleyebilirim, herşeyi ile ortalamanın üzerindeler ve yerli yerinde kullanılmışlar, düşmanlarınızı dövdüğünüzü hissedebiliyorsunuz, ayrıca kahramanların özel güçlerinin ses efektlerinin çoğu çizgi filmlerden alınmışlar ve oldukça kaliteliler. Ama seslendirmelere gereken özen gösterilmemiş, bazı karakterlerin sesleri güzel olsa da birçok karakter ruhsuzca seslendirilmiş, bu oyundan daha iyi seslendirmeler beklerdim. Müzikler ise genel olarak pek iyi değiller, her mekan için ayrı bir müzik hazırlanmış olsa da zaman zaman kendilerini tekrar ediyorlar ve insanı sıkıyorlar. Bu kadar aksiyon dolu bir oyuna bu kadar ağır müzikler koymaları da bana göre ayrı bir merak konusu. Dediğim gibi bir süre sonra oyunun müziklerini tamamen kapatasınız geliyor.

Dr. Doom, Latveria’ya Geri Dön

Oyun hakkında son sözlerime gelecek olursam diyebilirim ki, Raven Software gerçekten de iyi bir iş çıkartmış, oynayış tarzınıza göre değişen 20 veya 25 saat boyunca (Yan görevler ile bu zaman uzayabiliyor) oyunun eğlencesi hiç ama hiç düşmüyor, karşınızdaki düşmanları yok edip ve kahramanlarınızı geliştirip hikayenin sonunu öğrenene kadar oyunun başından kalkamıyorsunuz. Oyunun bölüm dizaynları ve karakter geliştirme sistemi daha iyi hazırlansaydı rahatlıkla bu oyun klasik olabilirdi, ama bu haliyle bile oyun oldukça eğlenceli. Marvel: Ultimate Alliance’ı herkese rahatlıkla önerebilirim, zaten Marvel hayranları şu ana kadar oyunu alıp bitirmişlerdir bile, ayrıca oyunu almayanlar için bir daha bu kadar Marvel kahramanın bulunduğu ve dop dolu içeriğe sahip bir oyun piyasaya kolay kolay gelmez, kaçırmayın bence. Şunu da belirteyim yazımı sonlandırmadan, eğer elinizde Xbox 360 veya PS3 platformlarından biri varsa oyunun bu platformlar için olan versiyonunu almanız yararınıza olacaktır. Yazının sonuna geldiğimize göre artık ben oyuna geri dönebilirim, Spider Man 3 gösterime girene kadar bu oyun bana fazlasıyla yetecektir. Herkese iyi oyunlar. :)

Grafik:85
Ses:82
Oynanabilirlik:87
Genel:85